30 Aralık 2012 Pazar

Yıl Sonu Yaklaşırken

Durdum durdum  bütün  yıl, mutfak konusunda hiç bir yeni  tarif öğrenmedim, yılın sonuna doğru eteklerim tutuştu yine. 1 Ocak eşimin isim günü ve biz koca bir yıl misafir  ağırlamıyoruz (!), yılın ilk günü herkesi ayna anda ağırlıyoruz (!)
 Son anda sınava  çalışan öğrenciler gibi,  yemek bloglarından  son anda yeni bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum.
Bu yıl tatlı olarak tiremisu yapmaya karar verdim, daha önce hiç hiç denememiştim. Hiç  bilmediğin bir tarifi misafirlerin geleceği gün yapmaktansa önceden denemek daha doğrudur. Dün yaptım  çok güzel oldu umarım en kısa sürede tarifini bloguma yazarım.

Yeni evli olmak demek bu olsa gerek; mutfkakta az tecrübe ile herşeyi yapabileceğine güvenmek. Bu yıl su böreği öğrenmeyi de düşünüyordum artık  onuda 2013`ün son günü öğrenirim.
Aklım, fikrim salatada mezede tatlıda. İşkence gibi. Ama yarına herşeyi bir kenara bırakıp(kızartılması gereken patlıcan ve patatesi ve pandispanya keklerini)  gündüz arkadaşımla bir kahve içmeye gideceğim, son üç yıldır 31 Aralık günüm mutfakta geçiyor.
 
2013 yılı için hedeflerim
Bebek 
Bizimkilerin buraya yanıma tatile gelmesi
Daha fazla Türkçe öğrencisi ve Vikinin Türkçe sınavını geçmesi
Güzel bir tatil

 
 

12 Aralık 2012 Çarşamba

Elmalı Pita

Yılbaşı yaklaşırken soframa ve sofralarınıza yakışacak bir tatlı.
 Malzemeler:
- 5 yumurta
- 1 çay fincanı ve ekstra 1 barmak kadar daha fazla kek unu
- yarım paket margarin
- 2 çay  fincanı şeker isteğe bağlı esmer şeker
- tarçın
- ceviz ve 3 adet elma
Yapılışı:
* Önce yumurtanın beyazını ve sarısını ayırıyoruz. 5 adet yumurta sarısını 1 çay fincanı şeker ile mikserde çırpıyoruz.
* Tepsimize yarım paket margarini ve üzerine 1 fincan şekeri dökerek çok kısık ateşte eritiyoruz.
* Erimiş şekerli margarinin üzerine halka halka doğradığımız elmaları diziyoruz. Üzerine isteğe göre iri taneli cevizleri serpiyoruz ve bol tarçın ekliyoruz.
* Başka bir kaba ayırdığımız 5 yumurta akını beyaz kıvamlı köpük oluncaya kadar çırpıyoruz.
* Krem şanti kıvamındaki yumurta akını önceden çırptığımız  yumurta akı ve içinde şeker olan karıışımı bir spatula yardımı ile karıştırıyoruz.
* Sarı ve beyaz yumurtaları spatula ile karıştırıken 1 fincan unu ekliyoruz ve yine spatula ile karıştırmaya devam ediyoruz bu işlem 3-4 dakika sürüyor.ve mikser kullanmıyoruz.
* Ardından elimizdeki kıvamlı kek hamurunu ince bir tabaka halinde elmaların üzerine döküyoruz. Kek hamurumuz elmaları kapatmaya yetecek kadar olmalı eğer  elmalar açıkta kaldıysa  fırın tepsinizin büyüklüğüne göre, hemen 1 adet yumurta ilave ederek tabiki sarı ve beyaz işlemlerini  göz ününe alarak, ekleme yapabilirsiniz
150 derecede  45 dk pişirilecek
Kek piştikten hemen sonra tepsi altüst edilerek alt tabanda kalan fazla yağ süzülmeli.





18 Kasım 2012 Pazar

Zeytin Ağacı

Balkondaki süs zeytin ağacım bu sene zeytin yaptı. Kıyamıyorum koparmaya.
Sen ne güzel bir şeysin  zeytin ağacı!!!! Saksıda bile hem gönlümü hemde iştağımı açıyor.

15 Kasım 2012 Perşembe

Arkeolojik Olimpia



Ekim ayının hala yazdan kalan bir pazar gününde- Yunanistanın İlia bölgesini önemli kılan- bu yeri sonunda kütüphane grubumuzla beraber gezdik.
Yukarıdaki ilk fotoğraflar Olimpia şehrinin içinden. Şehir dediğime de bakmayın çok küçük ama şirin.
İlk fotoğraf (soldan ilk) Olimpia tren istasyonu. Şu sıralar çalışmıyor.

Bu yıl arkeolojik alanın gezilmesindeki konsept ateş imiş. Toprak, hava , su
 ateş sıralasına göre izleniyor diye tahmi ediyorum geçen sene konseptin su olduğunu biliyorum. Bu yüzden alanın heryerini gezmedik gerçektende büyük ve açıklanması gerekiyor. Rehberimiz ve grubumuzla  ateş temalı bölgeleri gezdik   konu ateş olunca haliyle Olimpiyat ateşi akla geliyor.. Mesela neden ateş yakılıyormuş. 12 tanrılı dinlerde ateşin kötülüklerden korunma amacıyla   yakıldığını biliyoruz. Ayrıca evlerde ateş hiç bir zaman sönmezmiş.Olimpiyatlar oyunları süresince ateşin yandığı özel açık bir alanda oturup açıklama yaptı rehberimiz bizlere fakat ben bu söylediklerinin yüzde 30 anladım;)))
 Hiç Yunanlıları tanıma şansınız oldu mu bilmiyorum fakat onlarla gezdiğinizde hiç şaşırmayın  kendi tarihleri olunca  tek tek taşların anlamını bile sorarlar bu gezimizde alanın heryerini gezmediğimiz halde 4 saat sürdü.





 Stadyuma giriş, aslında bu kısım kapalıymış, sporcuların giriş yeri.



Karşıdaki dağlar 2007 yılında komple yanmış, tekrar yeşillendirilmiş. Bu stadın resimde görülmeyen sağ tarafında aslında hipodrom var. ve Bu stadın 7 kat büyüklüğünde fakat toprak altında çok küçük bir alanında kazı çalışmalrı var. Oldukça derin.

Arkeolojik alanın içinde müzeside var. Aşağıdaki iki karşılıklı heykeller bir bütün şeklinde Zeus tapınağının üst cephesinden kalma.


 Dünyayı sırtlanan Atlas, ve ona yardım eden Atina.  Zeus yardım etmek istiyor fakat vermiyor.

 Ermis heykelinde de şöyle bir durum varmış. Önden bakıldığında hafif gülümsüyor. Yandan bakıldığında ise yüzü ciddi




26 Eylül 2012 Çarşamba

Kaz Dağlarında bir Cennet

Kaz dağlarında bir cennet  Hasan Boğuldu, efsaneside var üstelik. Hemen girişte efsaneyi okurken içime  ağırlık geldi; o kadar güzel bir yer, doğa harikası fakat bir o kadar da üzücü  efsanesi var. Kısa kestim okumayı, o güzel şelaleyi izlemeye koyuldum. Şelaleden akan suya  ayaklarımızı  soktuk,  su buz gibiydi. Eşimle kayalardan aşağıya, inebileceğimiz noktaya kadar ilerledik. Kapı girişindeki amcadan mis kokulu dağ kekiği ve nane aldık. Türkiye`deki son tatil günümüzde de  böyle bir güzelliği kaçırmamış olduk.
Kurbağaları seviyoruz
Dağı taşı gerçekten seviyorum. Bill bana  inek alıcakmış. Köy havasıyla mutlu olduğumu farketti.

24 Eylül 2012 Pazartesi

40 gün 40 gece

Efendim sonunda döndüm evceğizime. Türkiye` yi her geçen sene daha pahalı ve kalabalık  buldum. Hep bir koşturmaca ama nereye kadar.... Buralarda her ne kadar kriz olsada tenhalık, yeşillik bildiğim hep aynı düzen beni rahatlattı. Evde sararmış solmuş hatta ölmüş çiçeklerimi buldum bu epey üzücüydü.
Kedimiz Duman kocaman olmuş, 1 ayda bu kadar mı büyünür. Bizi gördüğüne çok sevindi, tüm gün miyavladı; hatta saldırdı bize, sanki hesap sordu niye beni yalnız bıraktınız diye.
Türkiyeden adettir ya hep alışveriş edilir bu sene bu hakkımı Bill`e  bıraktım en değerli hediyeyi evime sapasağlam getirdim.
Annemim 2 tablosu artιk bizimle. Maşallah geçen sene resim atölyesinde kendini aşmış.
Bayıldık onun tablolarına...
Marmaris ve Taş ada resimlerini salonuma yerleştirdim. Artık baktıkça annem hep karşımda.
Poz veren Duman
Marmaris
Taş Ada          


Annem çocuk odası için yaptı fakat   ablamın tabiriyle Milka inekleri

8 Ağustos 2012 Çarşamba

1 ay yokum

 Ana- baba- kardeş-yiğen-kuzen-arkadaş-eski çalışma arkadaşları-komşu hasreti gidermeye gidiyorum1 ay yokum. Teknolojiden uzak olacağım.


16 Temmuz 2012 Pazartesi

22. Ilidas Festivali Başladı

Temmuz ayı benim için tiyatro ayı,  serin serin açık havada izlenen t'yatronun  müziği, ışıkğı ve kostümleri s yaz gecesini hayal alemine çeviriyor.
Festivaldeki ikinci oyun Aristofanisın komedisi "Ornites" - "Kuşlar" oyunu. M.Ö 414 yy. da yazılmış olan komedi oyunu bugüne uyarlanıp modernize edilmiş. Konusu her komedia olduğu gibi basit.  2 Atinalı arkadaş  uyanık Pistheteros ve iyi kalpli arkadaşı Evelpidis  şehirlerindeki sıradanlıktan ve karmaşadan ve tanrılardan sıkılıp - aslında savaşlardan, eskiden insan olan ve sonra ibibik  kuşuna  dönüşmüş olan kral Tireas`ı arıyorlar. Bu iki arkadaş huzur ve barış arıyor. Önce kuşları ikna edip Pistheteros önderliğinde insanlardan ve tanrılardan uzakta kuşlar ülkesini kuruyorlar. İnsanlardan ve tanrılardan uzak olmak içinde kuşlar ülkesine duvar örüyorlar. Duvar tamamlanmaya çalışılırken başa gelen komik olaylar - tanrılar duvar inşasını istememektedir zira açlık başlamıştır.Posedion, Prometeus, Herkül müzakere etmeye gelir kuşlar ülkesine ve olaylar tatlılığa bağlanır iki arkadaş aradıkları huzuru bulur.