10 Mayıs 2012 Perşembe

Olimpiyat Ateşi

Sembolik ateş bugün   Olimpiyada ateşlendi; arkeolojik Elis (Ήλιδα), ikinci duraktı. Bill organizasyondan sorumlu olunca- asla kaçırmam böyle şeyleri- saat bir de tören yerine ilk varan biz olduk, son ayrılanda bizdik. Kısa, anlamlı bir protokol oldu. Fotoğraflarda  Elis agorası.

Tören alanını öyle boş bulunca hatıra fotoğrafı çekme hakkım doğdu. Mikrona dayanamam hemen yapıştım tabii.

 Agoranın hemen arkası bugünkü Elis köyü ve müzesi; MÖ 1200 yılında da aynı yerdeymiş  yine aynı yerde yerleşim, o zaman ki Elis şehir devletinin nüfüsü 60.000 ile 100.000 arasıymış. Bugünkü Elis köyününde nüfusu aşağı  yukarı 400.


Burası "hamam"  ΛΟΥΤΡΑ

 Şöyle bir etrafa bakınca bu şehri niye buraya kurduklarına anlam vermek bugünkü haliyle zor. Şehrin ortasından  büyük bir nehir geçiyormuş eskiden. Sanırım bu kanal nehrin  cılız bir örneği. Birde etrafta konuşulanları dinlemek çok hoşuma gider, küçük çaplı hafiyelik diyelim. Yaşlı bir amca arkeolojik bölgeyi şöyle tarif ediyordu. "Buralar tarlaydı ama taşlar vardı her yerde". Hep bir ağızdan cümleler küçük çocuklara söyleniyordu. "Burası Yunanistanda tek yer, başka bir yer yok Olimpiyatlar şehri"." Yanımda duran bey küçük kızına Türkçe "Gel burada " dedi tam döndüm düzeltecektim "buraya" diye, baktım tanımıyorum kişiyi. Sanırım dizilerden kapıp aralarında espiri anlamında kullanıyorlar.



 Meşaleyi taşıyan sporcu Amaliadalı 2010 Singapur Gençler  Olimpiyatlarında sırık ile atlamada bronz madalya sahibi.


8 Mayıs 2012 Salı

Türkçe Üzerine


2 aydır gönüllü Türkçe dersleri vermeye devam ediyorum. Başta basit şeyleri öğretme planındaydım; sayılar, alfabe, tanışma gibi... Hem derste yunanca konuşurum pratik yaparım diye düşünmüştüm. İlk yaptığım şey internet üzerinden, "Yabancılara Türkçe Öğretme"  konusunda araştırma yapmak oldu. Genel yaklaşım ise Türkçe öğretim kitaplarının yetersizliği, Türk dili üzerine, araştırmaların yetersizliğiydi. Hiç bir şey ifade etmemişti bana; ne olucak karşılaştırmalı olarak  yunanca anlamını verir, geçerim diye düşünmüştüm. Şimdi ise yavaş yavaş anlıyorum ne demek istediklerini. Hani arada sosyal paylaşım sitelerinde geçer; şu kelimeleri doğru yazalım Türkçemize sahip çıkalım diye. Bunun çok ötesinde Türkçe` nin keşfedilecek çok yanı var. Ve hala bir yerlerde ifade gücü keşfedilmeyi bekliyor.
Geçen hafta şu konuları kafaya taktım.
Çok basit gibi gözüküyor.

Yapmak ve etmek ( Bu konuda kafam rahat artık, universite sınavından bu yana dilbilgisi çalışmayan bendenize yararlı oldu. Bu zamana kadar  neden etmek yerine yapmak diyoruz diye kafa yormamıştım.)
Neden?
Niçin?
Niye? Bunlarin hepsinin karşılığı yunancada bir kelime. Efendim Ne+den hali Sebep bildirir, bir şeyin hangi meteryalden yapıldığını bildirir gibi.
Ne + için hali sonuç bildirir gibi Öğrencilerime aslında hepsi aynı, özdeş fakat aralarında çok hassas bir ayırım var diye açıkladım. Fakat size verilen örneklerde bu ince detay sorulmuyor dedim.
Onlarda Allahtan fazla ileriye gidip beni sıkıştırmadılar.
İnternette bir forumda Özbek türkolog ile Hollandalı bir türkoloğun Neden?\Niçin\ Niye? soru zarflarının aralarındaki farkın ne olduğu konusundaki yazışmalarını okudum açıklayıcı oldu epey.
Fakat bu sebep-sonuç ilişkisi pratikte beni çokta aydınlatmadı.
Şimdi
Neden konuşmuyorsun? diye soru sorduğumda sebebini araştırıyorum.
Niçin konuşmuyorsun yada Niçin baktın? diye sorduğumda amacını mı?  araştırıyorum. Amacı araştıran bir `Niçin` soru örneği  pratikte aklıma gelmiyor, sanki hepsi sebebini soruyor gibi.
Şimdi ben kalksam bu kadar kolay gibi gözüken soru zarfını bu kadar karışık anlatsam acaba bir sonraki haftaya sınıfta öğrenci bulabilir miyim?
Birde daha ilk derste yardımcı fiil - imek konusunu anlatacağım, kitabımız bunu koşaç tümcesi diye yazmış.
ilk sorduğum soru şu oldu kendime koşaç da neyin nesi?  İçerik ve başlık hiç örtüşmüyor. Şimdilik koş ve aç`ın ne olduğunu çözen olmadığı için soru gelmiyor başlık hakkında.
Basit anlatırım diye planladığım şey  hem beni zorluyor  hem de Türkçe ve Yunancayı sürekli karşılaştırarak her iki dilime de yardımcı oluyor.



1 Mayıs 2012 Salı

İyi Aylar

Yunanistan`da   her ayın başında herkes "iyi aylar" yani (καλό μήνα - kalo mina) dileklerinde bulunuyor. Ben hala alışmış değilim buna. Günlerden ne olduğunu iyi takip etmekle beraber ayın kaçında olduğumuzu ikişer, üçer takip ediyorum. Bu anlamda "kalo mina" bir anda beni kendime getiriyor. Aaaa! işte yeni bir ay gelmiş diye silkiniyorum. 1 Mayıs günü, her yer kapalı ve şuan evde ekmeksiz kaldık. Söylemesi ayıptır bu gün sadece cenaze işlerinin yürütüldüğü ofis açık. Bu güne özel, emekçilerin yürüyüşü ve çelenk bırakma töreni haricinde çiçeklerden taç yapılıyor. Herkes evlerinin önüne çiçek yaprakları serpiyor. Benim öyle taç yapma kabiliyetim olmadığından kayınvalidem yapıyor bizim evin tacını.
Herkese iyi aylarrrrrr!